Barış İçin Aktivite
Kendinizden başka kimse size barış getiremez

ERBAALI KOCA ANASTAS’IN HEMŞEHRİSİ KEMAL KÖKLERİ İLE BULUŞMAK İSTİYOR

"Bu konuyu açıkça araştırmaya başladığımdan beri ara ara gizli profillerden mesaj almaya başladım. Benim gibi ailesinde başlarda hiçbir ipucu yokmuş gibi görünen ama sonra düşündükçe, o taşlar yerine konulmaya başladıkça şüphelenip içindeki hisle hareket eden çok fazla insan var gibi hissediyorum."

0

19 MAYIS SOYKIRIMININ 107. YILDÖNÜMÜ VESİLESİYLE PONTOSLU KEMAL YILMAZ’IN KÖKLERİNİ ARAYIŞ HİKAYESİNİ SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTERİM…

Yannis Vasilis Yaylalı

1) Sizi tanıyabilir miyiz? Kemal Yılmaz kimdir?

Tabii, olabilecek en Türk ismimle Kemal Yılmaz. 90’lı yıllarda Ankara’da doğdum. Üniversiteyi İstanbul’da okuduktan sonra yurt dışına gittim. Benim alanım ve mesleğim sanat ve kreatif sektöründe; güzel sanatlar ve mimarlık eğitimim sonrasında Türkiye’den ayrıldığım gibi tekrar uzun vadeli dönüş yapmadım. 10 seneden fazladır Türkiye dışında yaşıyorum. İtalya’dan New York’a, oradan Madrid ve Berlin derken epey gezdiğim ve hâlâ tam yerimi bulamadığım bir serüvenin içindeyim.

2) Aile kökeninizi arıyorsunuz, nasıl oldu da böyle birşeye karar verdiniz? Araştırmaya başlamak için sizi etkileyen özel bir durum var mı?

Bunu anlatmak veya sebep vermek kolay olmayacak ama sanırım en büyük sebebi, yıllarca birikmiş olan o minik parça parça aile içi (baba tarafımda) belirsizlikler ve bunları çocukluğumdan beri gözlemleyip sorgulamış olmam. Üstüne, ailesel travmanın sonraki kuşaklara çok taşınmış olması… Babam dâhil olmak üzere çok zor çocukluk geçirmişler ve bunun en büyük sebebi, büyükbabamın sanki kimsesi yokmuşçasına hayata sıfırdan başlamış biri gibi olması.

Bunun, nereden geldiklerini bilmeme veya bunun üstüne çok durulmaması olgusuyla birleşmesiyle, yaşım ilerleyip daha fazla okumaya başladıkça şüphelerim arttı.

Kişisel his kısmını şöyle açıklayayım: Biz ailecek İslam ve Türk kültürüne bağlı bir evde büyümedik. Bu aktarılmaya çalışılsa da her zaman bir şekilde performatif kaldı. Anne tarafımın Karadeniz’e göçen bir Gürcü sülalesi olması sebebiyle, Türk Anadolu Müslümanlığı veya “Türklük” ailemizde ne çok belirgindi ne de üzerine konuşulan bir konuydu. Bu anlatısal kimlik konusunda çok nötr tutulduk. Ne dindar ne de Atatürkçü yetiştirildik.

Bunun bende bir hissiyat kısmı da var. Her ne kadar hislere veya bilim dışı durumlara inansam da — bazen hep sanki içimde bununla ilgili bir his vardı ve bu ortaya çıktı gibi hissediyorum.

Araştırmada beni tetikleyen konu ise aslında geçtiğimiz yıllarda bir şekilde 6–7 Eylül 1955 İstanbul Pogromu ile ilgili çok fazla okuma yapmış olmam. Nedenini bilmiyorum ama bu olay beni epey etkileyen bir olaydı. Üniversite dönemimde İstanbul’da yaşarken de bununla ilgili sırf merakımdan öğrenmeye çalıştım. Sonra yurt dışına gittim ve uzunca bir süre konu kapandı.

Geçtiğimiz yıllarda öylesine bir DNA testi yaptım. Sonucuna dayanarak ilk başta şaşırdım ama sonra onu unuttum (DNA kısmını çok önemsemedim veya üstüne durmadım). En son 2025 yılı Kasım ayında, kısa süreliğine gittiğim İstanbul ziyaretinde öylesine yürürken bir Rum kilisesine girdim ve epey oturdum içinde. O anda içimden bir ses bunu araştırmam gerektiğini söyledi. Eve döndüğüm gibi e-Devlet’i aç, DNA testine bak, ailedeki insanlara sorular sor derken bu noktaya geldim.

3) Türkiye’de genç kesimde bir hareketlenme var, DNA testleri yaptırıp bunu paylaşıyorlar, bile çoğu da umduğunu bulamıyor sanki ? Neden böyle bir yönelim var sizce?

Kişisel olarak DNA konusu üzerine çok durmamakla birlikte…Evet, sosyal medyada — özellikle TikTok’ta — buna çok rastladım. Tabii bunun gibi videolarda Yunanlar Türklerin videolarının altına “Sen Yunansın” veya tam tersi Türkler Yunanların videolarının altına “Sen Türksün” yazıyorlar. İki taraf da sanırım bu konuda çok hassas.

Ben kendi açımdan buna böyle bakmıyorum. Benim şu anki anlatısal kimliğim — Mert Kaya kitabında bunu çok güzel anlatmış — tüm bu coğrafyada azınlıkların yaşadığı tüm olayların sonucu olarak bugün varım. Benim kimliğim Yunan veya Türk şeklinde bir kalıba sokulamaz. Ben evet, çok net şekilde Rum ve Gürcü karışımı bir kökenden gelmekteyim; ama benim kimliğimi inşa eden şey, anlatılması ve hatırlanması gereken geçmiştir. Anlatıldıkça var olabilecek bir ara kimliktir.

Keza Yunanistan’ın da Türkiye’nin de Rumlara olan tutumu geçmişte çok açık. İki kez kovulmuş, iki kez istenmemiş bir halktan söz ediyoruz.

4 Bu araştırmaların sonunda Türk olmama ihtimaliniz de var, sonucun her iki ihtimali üzerine fikrinizi alabilir miyim ?

Yukarıda bahsettiğim gibi, Türk olmamak veya Yunan olmamak beni rahatsız etmiyor. Ben zaten aileden de gelen o sessiz eğitimle hiçbir zaman Türk hissetmedim — ve bu bana dayatılmadı. Şu anda da bulduğum veriler ışığında Rum kökeni, zaten bilinen Gürcü kimliği üzerine daha renkli ama zor bir kapı açtı. Bu kapıyı aralamak beni yer yer heyecanlandırıyor, mutlu ediyor, gururlandırıyor; ama öte yandan sinirlendiriyor ve üzüyor da.

Elbette hâlâ tam olarak %100 çözemediğimiz gerçekler var. Bunlar tamamen ortaya çıkıp doğrulandığında kendimi daha emin ve iyi hissedeceğim.

5 ) Kökeniniz ile ilgili yaptığınız araştırmaya çevrenizde ne gibi tepkiler alıyorsunuz (olumlu- olumsuz)

Ailem bu konuda epey açık ve kendileri de epey destekçi. Zaten kimse bu kadar detay çıkmasına şaşırmadı; beklenen oldu denilebilir. Onun haricinde yakın arkadaşlarım da bu konuda epey destekçiler. Ama bu elbette benim çevremin entelektüel olarak daha sorgulayan ve politik olarak aktif bir kesim olmasından kaynaklı. Hâliyle bulunduğum çevre konusunda şanslıyım diyebilirim.

6 ) Araştırmanıza destek olanlar oldu mu ? (Kamu-özel)

Araştırmaya şu ana kadar destek olanlar genellikle bireysel kişiler. Genellikle Anadolu’dan giden Rumların bugünkü torunları ve Erbaa/Amasya bölgesine hâkim birkaç Çerkes oluşumu bu konuda bana epey yardım etti — hem de hiç yadırgamaksızın. Buna bir tarih meselesi ve aile meselesi olarak destek verdiler.

Öte yandan kurumsal olarak Türk devleti nüfus dairesi şu ana kadar yapılabilecek her türlü zorluğu zaten veriyor. Hâliyle şu an internet üzerinden ulaşabildiğim ve bu konuyla ilgili konuşan, yazan insanlar sayesinde araştırmamı ilerletebiliyorum. Bir yandan da devlet kurumlarıyla olan hukuki mücadelemiz ailecek devam etmekte.

7) Kökeninizi bulmak için ilgili bir çaba içerisindesiniz, bu sizi nasıl değiştirdi, kendinizde bu süreçten önce ve şimdi arasında bir fark görüyor musunuz

Bu aslında beni değiştirmedi — belli başlı teknik konular dışında. Nedir mesela bu teknik konu? Özellikle şu anki soyadımın sonradan üzerimize yapıştırılmış olması sebebiyle şu an beni rahatsız etmekte. Bu da hukuki olarak ilerlettiğim başka bir durum. Ama duygusal anlamda beni değiştirmedi. Sadece şu an kendimi daha kalbi rahat hissediyorum. Başta dediğim gibi, hep bildiğim ve hissettiğim bir şeyin kesinlik kazanmasının verdiği bir rahatlık ve gurur hissi.

8 ) Bu söyleşiyi Yunanistan’da yayınlayacağız, araştırman ile ilgili Yunan kamuoyuna ne gibi bir çağrınız, ya da yardım isteğiniz olacak ?

Özellikle bunu okuyan veya duyan kişilere — geride kalan akrabaları ve ailesi olanlara — biraz daha detay paylaşmak isterim. Şu an araştırmamda çok kilit bir noktadayım. Hem %100 eminim hem de değilim. Elimde belli başlı ipuçları ve kesin bilgiler var ama henüz bunu resmî bir zemine oturtamıyorum. Öte yandan mantık çerçevesine de tam oturmayan yerler mevcut.

– Büyükbabamın adı Şahin’di. Yaklaşık 1917–1920 yılları arasında Amasya veya Erbaa’da doğduğu düşünülüyor. Kesin doğum yeri bilinmiyor. Ancak Türk nüfus kaydının 1940’larda yeniden oluşturulduğu görülüyor. Kimlik durumu 1941–1945 yılları arasında “yabancılar hanesi” içinde tutulmuş ve daha sonra kendisine “Yılmaz” soyadı verilmiş. Yerel nüfus müdürlüğü daha eskiye ait hiçbir kayıt paylaşmayı reddediyor. 1940’larda Erbaa merkezine, herhangi bir köy kökeni belirtilmeden kaydedilmişler.

– Resmî kaydı; annesi, iki kız kardeşi ve bir ağabeyiyle organik biçimde bağlı görünmüyor. Sanki daha sonra aileye eklenmiş gibi duruyor. Ancak “kardeş” olarak görünen kişinin bugünkü ailesi, kökenlerinin Erbaa Canbolat bölgesi olduğunu söylüyor. Bu bölgede önemli bir Pontus Rum varlığının bulunduğunu öğrendim. (Örneğin meşhur Kotza Anastas da Erbaa Endikpınar’dandır; kardeşi ise komşu köy Kavalcık’tandır.)

Bildiğimiz kadarıyla kız kardeşlerden biri bir “Ermeni asker / varlıklı biri” ile evlenip İstanbul Heybeliada’ya taşınmış. O tarihten sonra kendilerinden bir daha haber alınamamış.

Diğer kız kardeş ise Kavalcık veya Oğlakçı köyünden, lakabı “Sandıkçı” olan yerel ve güçlü bir Çerkes adamla evlenmiş.

– Büyükbabam çocukken Malatya devlet yetimhanesine / ıslahhanesine (Islahhane / Αναμορφωτήριο / Ἰσλαχανέ) gönderilmiş. Daha sonra, Erbaa’daki “deprem/yangın sonrası kayıt kaybı” açıklamasıyla nüfus kaydının başka bir Türk ailesine bağlandığı anlaşılıyor. Bu nedenle miras da talep edememiş; bu durum normal bir aile kaydından ziyade idari bir “yerleştirme” izlenimi veriyor.

– Erken çocukluk döneminden sadece babasını hatırladığını ve onu şöyle tarif ettiğini söylemiş:
“Vücudunda kurşun yaraları vardı. Sonra Ruslarla birlikte kaçtı ve bir daha geri gelmedi.” Nüfusta baba adı “Reşit Yılmaz” olarak geçiyor ancak doğum/ölüm verisi veya başka hiçbir iz yok. Sanki kaybolmuş ve sonradan anneyle “boşanmış” olarak kayda geçirilmiş biri gibi duruyor. Bu kişiden geriye aile soyumuza dair başka hiçbir nüfus verisi bulunmuyor.

– Büyükbabam annesiyle birlikte Romeika’yı anlıyordu ancak bunu hiçbir zaman açıkça konuşmadı. Sadece Türkçe cevap verirdi. Ayrıca sarı saçlı, mavi/yeşil gözlü görünümü (veya bilmediğimiz başka sebepler) nedeniyle sık sık “Gavur” diye çağrıldığını biliyoruz.

– Aileye her zaman kökenimizin Çerkes olduğunu ve eski soyadımızın “Elmizoğulları” olduğunu söylemiş. Ancak ileri yaşlarında aslında Çerkes olmadığını da ifade etmiş. Yerel derneklerle iletişime geçtik ve Erbaa/Canbolat bölgesinde araştırma yaptık fakat oradaki Çerkes Yelmiz ailesiyle eşleşmiyoruz. Bu nedenle bunun ya bir örtü hikâyesi ya da kendisine söylenmiş bir bilgi olduğu hissi oluşuyor. (Bu benim ana kanıt noktam değil; zaten DNA sonucum da bunu doğrulamıyor.)

– Daha sonra özellikle “Elmizoğlu / Elmizoglou” soyadı üzerine çapraz araştırma yaptım. Kayseri Germir köyünden Prodromos Elmizoglou (Ἐλμήχογλου Πρόδρομος τοῦ Δαμιανοῦ) adlı bir kayda ulaştım ve kendisinin Yunanistan’da Preveze / Agios Thomas bölgesine yerleşmiş olabileceğini düşünüyorum. Kayseri’den Erbaa hattına uzanan olası bağın, büyükbabamın eski soyadını “Elmizoğlu” olarak hatırlamasıyla nasıl ilişkili olabileceğinden henüz emin değilim.

Bu hikâyede benzerlik gören veya hikâyeleri kesişen birileri olursa bana her zaman ulaşabilirler.

9 Unuttuğumuz ve eklemek istediğiniz bir şey var mı ?

Bu konuyu açıkça araştırmaya başladığımdan beri ara ara gizli profillerden mesaj almaya başladım. Benim gibi ailesinde başlarda hiçbir ipucu yokmuş gibi görünen ama sonra düşündükçe, o taşlar yerine konulmaya başladıkça şüphelenip içindeki hisle hareket eden çok fazla insan var gibi hissediyorum.

Bu taşlar yerine oturmaya başlayıp insanlar düşünmeye başlayınca aslında sorunun cevabını buluyorlar. Bu anlatısal kimliği büyütme, anlatma ve aktarma konusunda en güzel ilk adım bu. Umarım içindeki şüpheyi bir adım ileriye taşıyıp araştırmak isteyen insanların sayısı artar.