Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Meclis’te partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
ENGELİLLERE BÜTÇE YOK DÜZEYİNDE
Türkiye nüfusunun yüzde 13’nün engellilerden oluştuğunu da dile getiren Bakırhan, 2026 yılı bütçesinde engellilere yüzde 1,2 oranında bütçe ayrıldığını paylaşarak, tepki gösterdi. Bakırhan, “Bu bir adaletsizlik değil mi? Bu sistemin, bu iktidarın bu ülkedeki siyasi partilerin engellilere nasıl yaklaştığının en iyi göstergesidir. Eğitim, sağlık, ulaşım ve istihdam hakları başta olmak üzere tüm kamusal hizmetlere erişim için engellilere ayrılan bütçe %10’a yükseltilmelidir. 1.2’de kalmamalıdır. Her yıl en az 20.000 engelli ataması yapılmalıdır. Okullarda sınıf mevcutları bütünleştirme kaynaştırma eğitimine uygun değil. İçimizde öğretmen arkadaşlarımız, eğitimciler de var. Bu kapsamda her yıl en az 5.000 özel eğitimci ve rehberlik öğretmeni ataması da yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.
‘BARIŞIN İNŞASI İÇİN CESUR BİR ADIM’
Komisyonun Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmeye de dikkat çeken Bakırhan, “Öcalan’la gerçekleştirdiği görüşme, Kürt meselesinin güçlü bir siyasal zemine taşınmasını sağlamıştır. Bu Türkiye’deki çözüm aklının da aynı zamanda bir başarısıdır. Şimdi kardeşlik hukukumuzu çatışma zemininden çıkarıp yasal ve demokratik zemine kavuşturma zamanıdır. Görüşme öncesinde fırtınalar koparıldı. Belki izlediniz. Kıyamet senaryoları yazılıp çizildi. Peki ne oldu? Meclis Komisyonu temsilen bir heyet İmralı Adası’na gidince kıyamet mi koptu? Neyimizi kaybettik? Demek ki boşuna bir kıyamet koparılmış. Aksine oraya gidiş barış yolunda önemli bir eşiği aştırdı. Toplumsal barışın inşası için atılan bu cesur adım çözüm zeminini daha fazla güçlendirecektir. Buna inanıyoruz” diye kaydetti.
‘GÖRÜŞME TUTANAĞINI KOMİSYONLA PAYLAŞACAKTIR’
Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü: “4 Aralık’ta komisyon yeniden bir araya gelecek. İmralı’da komisyon adına giden heyet, görüşme tutanağını komisyonla paylaşacaktır. Siz de bilirsiniz, biz de beraber takip ediyoruz. Sayın Öcalan’ın toplumdan saklayacağı bugüne kadar herhangi bir şeyi olmamıştır. Kendisi her türlü fikrin kamusal şeffaflık içinde olması gerektiğini yıllardır söylüyor. O nedenle İmralı’daki tutanakların kamuoyu ile de paylaşılmasını şeffaflığın sağlanmasını ve toplumun orada ne tartışıldığını görmesini ve okumasını da bizler istiyoruz. İktidar da toplumsal barışı sahiplenmeli ve bu konuda hukuki ve idari adımları bir an önce bekletmeden atmalıdır. Söz değil, artık pratik adımlar zamanıdır.”
SORUMLULUK MECLİS’TE
Türkiye barış için sözünü söyledi. Artık bu sözleri hayata geçirme zamanı olduğunu belirtmek gerekiyor. Önemli olan toplumsal mutabakatı kağıda dökecek adımların atılmasıdır. Şimdi sorumluluk Meclis’te. Bütün partilerin Kürt meselesinin çözümüne ve Türkiye’nin demokratikleşmesine sahici katkı sunmaya çağırıyorum. Komisyondan bu toprakların yaralarını saracak, özgürlüğü inşa edecek demokratik raporlar bekliyoruz. Çözüm odaklı raporların hızlıca yasalara dönüşmesi için ilk ve tarihi sorumluluk Sayın Numan Kurtulmuş’la ve komisyondadır. Komisyonun bu görevi layıkıyla yerine getireceğine inanıyoruz.
Yani barış için bir kapı aralanmışsa bu eşikten geçmek gerekiyor. Biz bu kapıdan tüm Türkiye halklarının geçmesini, kimsenin dışarıda kalmamasını istiyoruz. Ve bunun siyasetini yürütüyoruz. Kürt meselesi yalnızca Kürtlerin değil, 86 milyonun sorumluluğudur. Çözüm de birlikte üretilmelidir. 100 yıllık acılar ancak geniş bir toplumsal mutabakatla tüm renklerin yer aldığı bir ortak akılla çözülebilir.
ÖZEL’E TEPKİ GÖSTERDİ
Biz en başından beri ortak paydaları büyütmeye çalışırken ana muhalefet partisinin lideri partimizde ve tabanımıza bazı ithamlarda bulundu. Öyle anlaşılıyor ki Sayın Özel, kurultay kürsüsünden bize ‘Stockholm Sendromu’ teşhisi koyuyor. ‘Celladına aşık olmayın’ diyor. Biz de soruyoruz; Biz Mecliste barış için yasa konuşurken, her bir arkadaşımızla birlikte sokaklarda barışı toplumsallaştırmaya çalışırken siz kürsüden neden bir halkı aşağılayıcı sözler söylüyorsunuz Sayın Özel? Sözü çözüm için kurmak varken tam da bu süreçte çözümü tartışmak varken, ucuz polemikler ve anlamsız kavgalara başvurmak siyasetsizliktir. Biz demokratik, siyasi çözümü esas alan mücadele ve müzakere partisiyiz.
AÇIKÇA SÖYLEYİN
Böyle bir halkı sendromla itham etmek demokratik siyaset midir? Kürt halkına saygı duymak bu mudur Sayın Özel? Biz bu coğrafyadaki halklar, inançlar, devrimciler, ezilenler, emekçiler olarak celladı çok iyi tanırız. Cellatları mezarlıklarımızdan, faili meçhullerimizden, yakılmış köylerimizden, direndiğimiz zindanlardan çok iyi biliyoruz. Kimse bu hafızanın üzerine ucuz metaforlarla yaklaşmasın. Cellatlığımıza soyunan çok oldu, haklısınız. Ama bizi kurban yapmaya kimsenin gücü yetmedi ve yetmeyecektir. Herkes çok iyi bilsin ki cellat defterini açacaksak, geçmişi konuşacaksak hepiniz borçlu çıkarsınız. Herkesi polemikçi ve tutarsız dilden vazgeçmeye, çözüme ve barışa katkı sunmaya çağırıyorum. Açık konuşun. Bu sorunun çözümünün karşısındaysanız sağa sola çekmeden yaftalamadan sözünüzü açık söyleyin.
BÜYÜK KAYBEDER
Ama barıştan ve demokrasiden yanaysanız da açık konuşun. Gelin birlikte mücadele edelim. Birlikte değiştirelim. Barış ve demokrasiyi birlikte inşa edelim. Ana muhalefet partisi süreç karşıtlarının çekim merkezi olmaya adaysa büyük yanlış yapar. Buradan iktidara yürürüm stratejisini düşünüyorsa büyük kaybeder. Başta ana muhalefet partisi olmak üzere bütün muhalefet partilerini 100 yıllık meselenin çözümünde ellerini taşın altına koymaya, sorumluluk ve inisiyatif almaya çağırıyorum. Barışa ve çözüme ortak olan kazanır.
Kaynak MA

