Abdullah Öcalan ile görüşmesini anlattı: CHP’nin sürece katılımına çok kıymet biçiyor
Abdullah Öcalan ile yaptıkları görüşmenin detaylarını paylaşan yeğeni Ömer Öcalan, “Başkan halkın sürece katılıp devlete adım attırabileceğini söyledi. Ayrıca CHP’nin sürece katılımına çok büyük kıymet biçiyor” dedi.
‘KÜRTLERİN BÜYÜK BİR POTANSİYELİ VAR’
Abdullah Öcalan’ın Kürtlerin Ortadoğu’da büyük bir potansiyele sahip olduğunu, aynı zamanda demokratik bir güç olduğunu ve sistem inşa edebilecek bir ferasete sahip olduğunu belirttiğini kaydeden Ömer Öcalan, ayrıca halkın sürece yeterince güven duymamasına dair değerlendirmelerde de bulunduğunu aktardı. Ömer Öcalan, “Başkan halk bilgeliğine büyük anlam atfediyor. Başkan, ‘Halk haklıdır’ diyordu. Bilgi birikimine, halk bilgeliğine kıymet veriyor; ama reel olan bir şey vardır; ancak savaşanlar barışabilir. Bu savaşın, bu çatışmanın sonsuza kadar sürmemesi noktasında başkan büyük bir inisiyatif almış. Devleti buraya çekmeye çalışıyor. Başkan da çok iyi bilir, devletin bir kesimi de bilir; başkan bazen ‘norm dışı’ devletten de bahsediyor. Bunlara karşı hassas olmamız gerekiyor. Hassasiyetten ziyade dikkat etmemiz gerekiyor. Söylemden çok eylem önemlidir. Konuşmaktan çok pratik önemlidir. Bu bizim için de önemlidir” dedi.
‘DİLİNİZLE, KİMLİĞİNİZLE, KÜLTÜRÜNÜZLE DAHİL OLMAK DEMEK’
Ömer Öcalan, “Başkan bazı anılarından bahsediyor; ‘Ben çocukken Amara’da cami duvarının dibinde oturuyordum. Orada bir yaşlı kişi vardı. Biz Kürtlük olgusundan bahsedince, bana ‘Sen bu kurumuş tahtaya can verebilir misin? Senin mücadelen budur’ diyordu. Büyük emek, büyük bedeller büyük siyasi mücadelelerle oldu. Şimdi Kürtlük adına siyaset yapanlar bile bu mirasa bu emeğe saygı göstermek ve sahip çıkmak durumundadır. Demokratik entegrasyonu net bir şekilde anlatayım; Devletin sizi kimliğinizle, kültürünüzle, düşüncenizle, coğrafyanızla, ülkenizle, inancınızla kabul etmesi anlamına geliyor. Kimliğinizi bırakın, dilinizi bırakın, kendi öz benliğinizi bırakın, kendi inancınızı bırakın. Gelin devlete dahil olun demek değil” diye kaydetti.
‘DEMOKRATİK CUMHRİYET TEMELİNDE DAHİL OLACAKTIR’
Ömer Öcalan, “Kürtler Türkiye Cumhuriyeti’ne dahil olacaksa, demokratik cumhuriyet temelinde dahil olacaktır. Bunun kavramsal tanımı demokratik entegrasyondur. Kürt halkı kendi farklılıklarıyla birlikte devlete dahil olabilir. Zaten Kürtlerin yüz yıldır istediği budur. Osmanlı sisteminde, kendi öz benlikleriyle yüzyıllar boyunca yaşamışlardır. Ama Kürtlüğü dirilten, ayağa kaldıran ve Kürtlük olgusunu bir aşamaya getiren, ötesine geçen bir başkan gerçekliği vardır. Başkan, Kürtlerle Türklerin nasıl yaşayacağını, Kürtlerle Arapların, Farslıların nasıl yaşayacağını; Suriyelilerle Kürtlerin nasıl yaşayacağını formüle etmiştir. Aynı zamanda Kürtler, kendi içerisinde de çok zengin bir millettir. Alevi Kürtler vardır, Ezidi Kürtler vardır, Sünni İslam dinine mensup Kürtler vardır. Bu mücadele yöntemi, Kürtlerin hepsini bir masada topladı ve araya getirdi” dedi
BAŞKAN SURİYE’Yİ TAKİP ETTİĞİNİ SÖYLEDİ’
Ömer Öcalan, Abdullah Öcalan’ın Kuzey ve Doğu Suriye için daha önce de pek çok kez değerlendirmelerde bulunduğunu belirterek, “Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin, 100 yıllık tekrar eden alışkanlıklarından çıkması gerekiyor. Kürtler hiçbir halka düşman değildir; devlete de düşman değiller. Kürtler kendi kimliklerini ve varlıklarını özgün bir şekilde korumaktadır. Potansiyel bir demokrasi gücünü temsil ediyorlar. Kürtler hiçbir hak üzerinde asimilasyon uygulamadılar; kendilerini korumak istemişlerdir. Suriye için de bu geçerlidir. Başkan, Suriye ile ilgili olarak; Kürtlerin orada inşa edecekleri sistemin Şam’ı etkilemesi gerektiğini söylüyor. Tüm Suriye’yi sistemsel açıdan etkilemeyi hedeflemesi gerektiğini ifade ediyor. Bu sistem Suriye’de inşa edilirse, Suriye yaşanabilir bir ülke haline gelir. Türkiye de kendi kaygılarını ve alışkanlıklarını muhataplarıyla görüşebilir. Zannediyorum ki başkanla da bu konuda geniş bir şekilde konuşuluyor. Son yaşanan gelişmeleri bu görüşmede başkana aktardım. Başkan, Suriye’yi takip ettiğini belirtti” şeklinde konuştu.
‘SURİYE KONUSUNDA AYNI NOKTADADIR’
Kürtlerin Suriye konusunda aynı noktada olduğunu kaydeden Ömer Öcalan, “Suriye meselesini Suriye ile çözmelidir. Türkiye Devleti de Suriye’nin müstakil bir devlet olmasından kaynaklı olarak biraz daha hassas yaklaşmalıdır. Oranın iç işlerine çok müdahil olmamalıdır. Eğer bir ilişki geliştirilecekse, orada Kürtlerin yetkilileri, siyasetçileri ve öncüleri vardır. Ahmet Al-Şara’dan ziyade Mazlum Kobani ile görüşülebilir. İlham Ahmed ile de görüşülebilir. Burası, herkese model olan ve tüm dünyanın gözünün olduğu bir yerdir. Türkiye’nin de bu noktada bütünleşmesi ve katkı sunması gerekiyor. Varsa bir hassasiyeti, oradaki Suriye Demokratik Güçleri yetkilileriyle iletişim halinde olması gerekiyor. Diyalog halinde olmak önemlidir; savaşı herkes yapar, üç cümle ile bozarsınız ama inşa etmek, oluşturmak ve büyütmek biraz vizyon isteyen bir meseledir. Başkan, Suriye ile ilgili fikirlerini daha önce açık bir şekilde belirtmişti ve aynı noktadadır. Kimi, tabii yönteme nasıl olacak, dili nasıl olacak bu noktada başkan pozitiftir, yapıcıdır” dedi.
‘GÖZ BEBEĞİ GİBİ KORUYOR’
Ömer Öcalan, Abdullah Öcalan’ın Kürt meselesinin çözümü kapsamında devam eden sürecin ayakta kalması ve başarıya ulaşması için tüm taraflardan daha fazla emek ve mücadele yürüttüğünün altını çizerek, “Göz bebeği gibi koruyor. Suriye de bunun içindedir. Umuyorum ki ilerleyen dönemde taraflar anlayışlı bir şekilde bir araya gelip Suriye ile ilgili olumlu bir bakış açısına sahip olurlar. Ülkeyi büyütmek istiyorsanız, dört parçadaki kültürlerle barışmak zorundasınız. Türkiye’nin de artık bu iç meseleleri, iç sorunları ve Kürtlerin dili ile varlığı üzerine tartışmayı yürütmemesi gerekiyor. Daha ciddi ve cesaretli bir şekilde ileriye bakabilmek için kendi iç meselesini çözmesi şart. Siz Kuzey’de bir barış süreci, Türkiye’de bir barış süreci, Rojava’da ise farklı bir süreç yürütemezsiniz” diye belirtti.
CHP’NİN KATILIMINA ÇOK KIYMET BİÇİYOR
Ömer Öcalan, Abdullah Öcalan’ın CHP’nin sürece katılmasına ilişkin şunları söyledi: “Başkan, CHP’nin sürecin içinde yer alması gerektiğini vurguladı. Oyunlara gelmemesi, tahriklere kapılmaması gerekiyor. Bu süreç AK Parti’nin ve MHP’nin süreci değildir; bütün devleti ilgilendiren bir süreçtir. CHP’nin sürece katılımına büyük anlam ve kıymet atfediyor. Böyle büyür. CHP’nin içerisinde demokrat insanlar da vardır, olumlu düşünen insanlar da vardır. Tahrik edenler ise cehennem içerisindeki bir kesimdir. Adeta bazı kesimler, bu savaşın bitmesinin önünü kesmek istiyor. Çok ilginç şeyler yaşanıyor aslında. Son bir yıl içerisinde Kürt halkı da Türk halkı da bunu yakından takip etmiştir. Türkiye halkı bunu tamamen yakından takip etmelidir. ‘Neredeyse PKK, neden demokratik siyaseti ön plana çıkarıyor ve silahları bir noktada devre dışı bırakıyor?’ diye soruyorlar. Halkımız buna da dikkat etmelidir. PKK ve Başkan, 32 yıldır silahları bir tarafa bırakıp demokratik siyasetin aktif hâle gelmesi için mücadele ediyor” ifadelerini kullandı.
‘DEVLET CESARETLİ OLMALI’
Abdullah Öcalan’ın en çok istediği şeylerden birinin de Meclis’ te çalışmalarını sürdüren komisyonun olduğunu söyleyen Ömer Öcalan devamla şunları aktardı: “En çok istediği şeylerden biri de bu komisyonun kurulmasıydı. Toplumun tamamına mal edilmesi açısından istiyor. Her ne kadar eksikliği de olsa, etkisini de yitirmiş olsa, Türkiye’nin en meşru kurumu Meclis’tir. Buraya anlam atfediyor, kıymet atfediyor. Meşruiyet zemininin burası olduğunu söylüyor. CHP de bunu çok istedi. Başkan, kurulan komisyona 52 yıllık yaşanmışlıkları anlatmak istiyor. Tabii gelecek için de istiyor. Bir daha bu tür şeylerin yaşanmaması için de istiyor. Demokrasi kültürünün inşa edilmesi için de istiyor.
Şimdi herkesi dinleyeceksiniz. İşin asıl muhatabı, en meşru muhatabını dinleme noktasında hassasiyet göstereceksiniz. Bunlar anlaşılır şeyler değildir. Daha cesaretli, daha ciddi bir şekilde devlet adım atmalıdır. Başkanla görüşmesi gerekiyor; cesaretli olması gerekiyor. Devlet, hiçbir şeyden çekinmemeli, bu adımı atmalıdır. Devlet istediği zaman, istediği herkesle görüşebilme cesaretini ve ferasetini göstermelidir. Yeni bir düzen, yeni bir süreç, yeni bir dil… Her anlamda bir yenilenmeyi önüne koyması gerekiyor.”
Ksynak: MA / Mehmet Aslan