Eşi ve politik sığınmacı Gönül Ataş ile Avrupa’daki demokratik kamuoyundan acil çağrı geldi: “Soner İnanç Türkiye’ye teslim edilmesin, deport işlemi derhal durdurulsun.”
Yunanistan’da politik sığınmacı olarak bulunan Soner İnanç’ın Türkiye’ye gönderilmek istendiği bildirildi. Gezi eylemlerine katılan ve sosyalist devrimci kimliğiyle bilinen İnanç, Türkiye’ye iade işlemleri kapsamında Atina’daki cezaevinden Selanik’te bulunan bir geri gönderme merkezine nakledildi.
İnanç’a tutulduğu merkezden telefonla ulaşıldığı ve iade kararını protesto etmek amacıyla açlık grevine başladığı öğrenildi. İnanç, gönderdiği ses kaydında içinde bulunduğu durumu anlatarak Yunanistan makamlarının deport işlemini durdurması için kamuoyuna çağrıda bulundu.
“Beni Türkiye’ye göndermeyin” çağrısı
İnanç’ın gönderdiği ses kaydında, Türkiye’ye gönderilmesi halinde karşı karşıya kalabileceği risklere dikkat çektiği ve iade işleminin durdurulmasını istediği belirtildi.
İnanç’ın eşi, kendisi de politik sığınmacı olan Gönül Ataş da yayımladığı videolu mesajla Yunanistan makamlarına çağrıda bulundu. Ataş, eşinin Türkiye’ye gönderilmesinin engellenmesini ve deport sürecinin derhal durdurulmasını istedi.
İnanç ve Ataş’ın çağrıları, Yunanistan’daki demokratik ve antifaşist çevrelerin yanı sıra Avrupa’daki insan hakları ve göçmen örgütleri açısından da acil müdahale çağrısı niteliği taşıyor.
Cenevre Sözleşmesi geri göndermeyi yasaklıyor
Soner İnanç’ın Türkiye’ye gönderilmesi girişimi, uluslararası mülteci hukukunda yer alan geri göndermeme (non-refoulement) ilkesi açısından ciddi tartışmaları beraberinde getiriyor.
Yunanistan, 1951 Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Cenevre Sözleşmesi’ne taraf ülkelerden biri. Sözleşme’nin 33. maddesi, bir mültecinin yaşamının veya özgürlüğünün ırkı, dini, tabiiyeti, belirli bir sosyal gruba mensubiyeti ya da siyasi görüşleri nedeniyle tehdit altında olacağı ülkeye geri gönderilmesini yasaklıyor.
Geri göndermeme ilkesi, uluslararası mülteci hukukunun temel ilkelerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu nedenle, Türkiye tarafından hakkında işlem yürütülen veya iadesi talep edilen bir kişinin, gönderileceği ülkede siyasi nedenlerle zulüm ya da kötü muamele riski bulunup bulunmadığının bireysel olarak değerlendirilmesi gerekiyor.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi de koruma sağlıyor
Yunanistan’ın yükümlülükleri yalnızca Cenevre Sözleşmesi ile sınırlı değil. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 3. maddesi, hiç kimsenin işkenceye, insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleye tabi tutulamayacağını hükme bağlıyor.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadında da bir kişinin gönderileceği ülkede AİHS’nin 3. maddesine aykırı muamele görme konusunda gerçek ve ciddi bir risk bulunması halinde devletlerin bu kişiyi sınır dışı edemeyeceği kabul ediliyor.
Türkiye’den kaçan kişilerin geri gönderilmesi konusunda da AİHM önüne çok sayıda dava taşındı. Mahkeme, kişinin gönderileceği ülkedeki risklerin yeterince değerlendirilmemesinin AİHS kapsamında sorun oluşturabileceğine dikkat çekti.
Dolayısıyla Türkiye’nin bir kişi hakkında iade talebinde bulunması, Yunanistan makamlarının kişinin siyasi geçmişini, sığınma durumunu ve Türkiye’ye gönderilmesi halinde karşılaşabileceği kişisel riskleri değerlendirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmıyor.
“İade talebi otomatik teslim anlamına gelmez”
İnsan hakları savunucuları açısından kritik noktalardan biri de Türkiye’nin iade talebinin tek başına yeterli kabul edilip edilemeyeceği.
Özellikle siyasi faaliyetleri nedeniyle Türkiye’de kovuşturma veya soruşturma riski bulunan kişiler açısından, iade kararının siyasi saik taşıyıp taşımadığının ve kişinin geri gönderilmesi halinde karşılaşabileceği muameleye ilişkin risklerin ayrıca incelenmesi gerekiyor.
Mülteci hukukunun temel prensibi olan non-refoulement, kişinin işkence, kötü muamele veya siyasi nedenlerle zulüm görme ihtimali bulunan bir ülkeye gönderilmesini engellemeyi amaçlıyor.
Bu nedenle Soner İnanç dosyasında da Türkiye’nin iade talebinin yanı sıra İnanç’ın siyasi faaliyetleri, Gezi eylemlerine katılımı, Türkiye’deki hukuki durumu ve geri gönderilmesi halinde karşı karşıya kalabileceği risklerin bütünlüklü biçimde değerlendirilmesi gerektiği savunuluyor.
Politik sığınmacılardan dayanışma çağrısı
Soner İnanç’ın Selanik’teki geri gönderme merkezine nakledilmesi ve ardından açlık grevine başlaması üzerine Avrupa’daki politik sığınmacılar, demokratik kurumlar, insan hakları örgütleri ve siyasi yapılara acil dayanışma çağrıları yapılıyor.
Çağrının temel talebi, İnanç’ın Türkiye’ye gönderilmesinin engellenmesi ve deport işleminin derhal durdurulması.
İnanç’ın içinde bulunduğu koşullar nedeniyle sürecin zaman açısından kritik olduğu belirtilirken, Yunanistan makamlarının uluslararası insan hakları ve mülteci hukuku kapsamındaki yükümlülüklerine uygun hareket etmesi isteniyor.
Soner İnanç Türkiye’ye teslim edilmesin
Soner İnanç’ın Türkiye’ye gönderilmesi halinde siyasi geçmişi ve Türkiye’de karşılaşabileceği olası risklerin ne ölçüde dikkate alınacağı belirsizliğini korurken, İnanç’ın avukatları ve destekçileri tarafından hukuki sürecin yakından takip edildiği bildiriliyor.
Demokratik kamuoyuna yapılan çağrıda, Yunanistan makamlarının deport işlemini durdurması, İnanç’ın durumunun yeniden değerlendirilmesi ve Türkiye’ye gönderilmesinin engellenmesi talep ediliyor.
Soner İnanç Türkiye’ye teslim edilmesin.
Deport işlemi derhal durdurulsun.
#FreeSonerİnanç
Kaynak : Gaste Avrupa

