Tayyip Erdoğan-Tufan Erhürman açıklaması: “Kıbrıs Türk halkı” Kıbrıs’ta hiçbir şeyin “kurucu ortağı” değildir!

Aziz Şah

Kariyerine TC Adalet Bakanlığı’nda başlayan, sonra Kıbrıs sorunu “müzakere heyeti”ne yerleştirilen, ardından da rakipsiz bir şekilde CTP başkanlığına gökten düşen Tufan Erhürman’ı Türk Devleti çok iyi tanır.

Yaklaşık 2018’den beridir CTP’lilerden hep aynı bahaneyi duydum:

-Yardım edin Tufan’ı Cumhurbaşkanı yapalım da partiyi kurtaralım!

Çünkü Tufan partili değil, dışarıdan geldi onlara göre.

Bunu söyleyenlere şunu dedim:

-Madem dışarıdan dayatıldı, istemiyorsunuz, neden kurultaylarda karşısına aday çıkmaz?

Tufan Erhürman iki defa “kurultaysız” başkan oldu.

Tufan, CTP tarihinde bir istisna değil süreklililktir: Rejimin emniyet sübabı olma sürekliliği!

Ankara’daki basın toplantısında Tufan’ın yaptığı konuşma Erdoğan’ın yaptığı konuşmadan kat kat kışkırtıcı ve saldırgandı. Hatta Erdoğan Tufan’ın yanında ılımlı kaldı.

Şaşırtıcı değil ama…

Çünkü sömürge tebaasının sömürgecisine ve kölenin efendisine bağlılığı böyle bir diyalektik içerir.

Çoğunluğun “umut kırıntısı” aradığı ve manipülatörlerin cımbızla kelime seçtiği bu konuşmalardan aynı manayı çıkarmak için aynı makosenleri giymemiz gerekir:

-Etnik kabile kimliği ile değil Kıbrıslı olarak okuyacaksınız, kavrayacaksınız ve haykıracaksınız.

-Silah zoruyla gasp edilmiş mülkiyet üzerine kurulu bir aidiyetiniz olmayacak.

Etnikçi ve ganimetçi değilseniz aynı makosenleri giyiyoruz.

Yoksa etnik kabile-çıkar ilişkileriniz gerçeği görmenize müsaade etmez.

1964’te TBMM kürsüsünde İsmet İnönü,

-“Taksim dememek için federasyon kelimesini kullanıyoruz” dediğinden beridir yürütülen kelime oyunu taktiğinde sona gelindi…

Tufan Erhürman’ın seçim kampanyası son noktaydı.

Federasyon/konfederasyon/iki devlet sözcüklerini eş anlamlı kullanarak herkesle alay etti…

Kavram demiyorum, sözcük diyorum.

Tufan “federasyon”u tanımlanabilir bir siyasal kavram olmaktan çıkardı.

“Federasyon” bir slogan olarak 1964’te TBMM’de İsmet İnönü’nün dediği gibi “taksim”in yerine kullanılageldi.

Gali Fikirler Dizisi-Annan Planı-Crans Montana hattında ise “iki bölgeli iki toplumlu federasyon” AB müktesebatının parçası olan AVRUPA BİRLİĞİ TEMEL HAKLAR ŞARTI’na ve insan hakları sözleşmelerine aykırı ırkçı bir apartheid modeldir.

Etnik bölgelere dayalı olarak başta zorla yerinden edilen Kıbrıslılar olmak üzere, tüm Kıbrıslıların temel insan haklarını etnik temelde kategorize eden bir apartheiddir “iki bölgeli iki toplumlu federasyon”…

İngiliz emperyalizminin Planning Department’inin Sir Crispin Tickell başkanlığında 3 Ocak 1964’te başlattığı Kıbrıs Cumhuriyeti’nin etnik temelde iki kurucu devlete bölünmesi olan BBF projesi, Türkiye’nin yarım asırlık sloganı oldu.

“Bizonal bicommunal federation” (BBF) yani “iki bölgeli iki toplumlu federasyon” sloganının dilden düşmesine hiçbir itirazım yoktur.

Aksine… Maskeleri çıkaralım!

Aynılar aynı yere, ayrılar ayrı yere!

-Ya Kıbrıs Cumhuriyetçisi olacaksınız bu topraklarda var olabilmek için, veyahut “ya taksim ya ölüm” sloganının yeni varyasyonlarına fit olacaksınız.

-Kıbrıs’ta Rumca ve Türkçe olarak iki tarz-ı siyaset kaldı: Üniter Kıbrıs Cumhuriyeti’ni savunanlar ve taksimi-iki devleti savunanlar.

Bitti…

Kelime oyunlarıyla siyaset yapılamaz.

Siyaset ilkeler, program ve tutarlılıkla yapılır.

Tufan’ın ağzından çıkan bir kelimeyi cımbızlayarak 51 senelik işgalden ya da Erdoğan’ın kurduğu bir cümleyi Türkiye’yi hapisaneye çeviren ve Suriye’yi yıkıma götüren istibdad rejiminden ve Özel Harp Dairesi’nin 75 senelik Kıbrıs politikasından yalıtarak okuyamazsınız.

Tufan’ın her cümlesi yarım asırlık işgalin içine oturur.

Erdoğan’ın her cümlesi Kıbrıs’ta üç çeyrek asırlık Özel Harp Dairesi stratejisine oturur.

Denktaş çizgisinin “Kıbrıs’ta iki halk var” tezi üzerine kurduğu ayrılıkçı siyaset, CTP içerisinde “iki halk-tek halk” kavgası ile dönüşümünü tamamlayarak iki devlete ulaştı.

Tufan bu yüzden bir istisna değildir, sürekliliğin parçasıdır.

1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurucu ortağı Kıbrıslı Türk toplumunun üzerine boca edilen Türkiyeli yerleşimcilerle azınlığa dönüşmesinin adıdır “Kıbrıs Türk halkı” dedikleri!

Kıbrıs solunda “tek halk-iki halk” tartışması “Bir ülkede bir işçi sınıfı olur, o sınıfın da tek bir partisi olur” temelinde yürütüldü.

Sonradan silah zoruyla gasp edilen Rum malları üzerinde ganimetini meşrulaştırmaya çalışan “sol” boğazına kadar etnik kabileciliğe battı: “Kıbrıs Türk halkı” ganimeti savunurken icat edildi!

Kıbrıs’ın tapusunu İngiliz sömürgecilerinden alıp Kıbrıslılara devreden Londra ve Zürih Anlaşmalarına göre Kıbrıslı Türk ve Rum toplumudur Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurucu ortağı.

-“Kıbrıs Türk halkı” Kıbrıs’ta hiçbir şeyin “kurucu ortağı” değildir!

Tufan, önce bize “Kıbrıs Türk halkı”nı tanımlasın, sonra da söylesin neyin “kurucu ortağı”dır!

-1974 işgalinden sonra Türkiye’nin savaş suçu olarak taşıdığı nüfus 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin “kurucu ortağı” mı?

Tufan’ın “halkım” dediği “Kıbrıs Türk halkı”, 1974’te Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’ni işgal ederek, yerli Kıbrıslıları elimine etmesi temelinde oluşturduğu yerleşimci kolonizasyonundaki popülasyondur.

Yerleşimcilerin Kıbrıs’taki varlıkları savaş suçudur ve hiçbir şeyin kurucu ortağı değildirler.