Barış İçin Aktivite
Kendinizden başka kimse size barış getiremez

ROBOSKİ İÇİN ADALET YOKSA BARIŞ DA YOK

Roboski katliamının 14. yıldönümü için yürüttüğümüz “Roboski İçin Vicdani Ret Ver” kampanyası vesilesiyle kamuoyuna bir kere daha çağrıda bulunuyoruz: Kürt halkına karşı bu alçakça soykırım savaşını yürüten, insanlık ve savaş suçu işleyen Türk Silahlı Kuvvetleri’ne katılmayın, ordunun silahını kaldırmayın, katliamlara ve soykırımlara ortak olmayın. Vicdani retlerinizi açıklayarak savaşın, kanın, katliamın, gözyaşının değil; barışın, kardeşliğin, huzurun tarafında olun.

24
Yannis Vasilis Yaylalı
Roboski’de 5514 günü, 730 haftayı, 168 ayı, 14 seneyi doldurduk. Roboski katliamını başından itibaren takip eden, bununla da yetinmeyip çok uzun süre Roboski aileleriyle dayanışma içerisinde mücadele yürüttüm. Roboski katliam dosyasında bir adım dahi atmayan hükümet ve yargı bizlere karşı ise oldukça acımasızdı. Roboski aileleri, biz Roboski için adalet mücadelesi yürüten aktivistler yargı eliyle ve başka türlü mekanizmalarla ağır cezalandırmalara maruz kaldık.

 

Elbette bu cezalandırmalar Roboski katliamının da içerisinde olduğu bütüncül bir politikanın sonucuydu. Şimdi çözüm süreciyle sonuçlanan bu çok kanlı, katliamlı süreç temellerini Sri Lanka katliamından alıyordu. Uzun süre bu modelin Kürdistan’da uygulanabilirliği hükümet ve çevresi tarafından kamuoyu önünde açıkça tartışıldı. Oslo görüşmeleri aslında bu sürece hazırlık için devreye sokulmuştu. Karşı tarafta çözüm adına bir şeyler olacağı izlenimi yaratmak ve karşı tarafta rehavet oluşturup topyekûn bir saldırı, çökertme, yok etme operasyonuna start verilecekti.

 

Roboski katliamı Sri Lanka modelinin startının verildiği korkunç bir katliamdı. Çoğu insan bununla yetinileceğini ve daha fazlasının olamayacağını düşünüyordu, öyle yorumluyordu. Hatta gerçekten bu korkunç katliama kaza bile diyenler vardı. Elbette nasıl hazırlıkların yapıldığını göremiyorlardı. AKP hükümeti ve sonradan ortakları haline gelen çevre de aslında bu büyük operasyon ile ikna edilmiş ve hükümet ittifakına dahil edilmişti. Hükümet kendinden önceki hükümetler gibi ölüm ve katliam üzerinden büyük bir kumar oynamaya karar vermişti. Türkiye’yi, Kürdistan’ı, Ortadoğu’yu saracak büyük bir değişimler, kaos öncesi büyük bir temizlik hareketi başlatıp bu sürece hazırlıksız yakalanmak istemiyorlardı. Tüm bu süreç öncesinde Kürtlerin öncü gücünü etkisiz hale getirerek Kürtlerin kolu kanadı kırılacak ve yeni süreçte Kürtlerin faydalanmasının önüne geçilecekti. Zannedersem NATO’nun onayı da alınmıştı.

 

Filistin, Irak, Suriye, Lübnan, Türkiye bu süreçten büyük etkilenecekti. Türk özel savaş aygıtı hem bu sürece hazırlıksız girmek istemiyor hem de Kürtlerin bu süreçten kazanımla çıkmasını istemiyordu. Bu yüzden çok büyük saldırı konsepti devreye sokuldu ama Ortadoğu için çok plan yapabilirsin; söz konusu Ortadoğu olunca çok bilinmeyenli bir kaosun içine de girmeye hazır olmalısın. Türkler bunu çok fazla hesap edemedi. Özellikle Kürtlerin geldiği düzeyi, neler yapabileceğini öngöremedi. Kürtler hem Medya Savunma Alanları’nda hem de Suriye ve Rojava’da devletlerin yapamadığını devletsiz organizasyonu ile bir satranç ustası titizliğinde yaptı. İşte Kürtlerin bu tutumu Türkiye özel savaş aygıtını paniğe soktu ve bu da onları dünyanın en çirkin teröristleri ve çetelerini devreye sokmasına ve NATO karşıtı ortaklarla iş yapmasına sürükledi. Bu seçim onları birçok katliam ve savaş suçunun altına imzasını atmaya da sürükledi.

 

Kürtler, her türlü ilkesizliğe, savaş suçuna, katliama, tehcir uygulamalarına hatta işgal ve işgal girişimine karşı kendi bölgelerini tutmaları hatta DAİŞ saldırılarına karşı bölge halklarını ve inançlarını koruyabilme kapasitesi NATO güçlerinin tavrının değişmesine neden oldu. Elbette bunda Türkiye özel savaş güçlerinin NATO’nun arkasından iş çevirmesinin de katkısı oldu. Bir anda Kürtler batının güvenilir müttefiğine, Türkler de güvenilmez ortak haline dönüşüverdi.

 

Roboski ile startı verilen Sri Lanka modeli böylece çökmüş ve işler tersine dönmeye başlamıştı. Bu Türk özel savaş aygıtını korkuya sevk etti. Kürtleri çökertemeyen bu güç bu sefer Devlet Bahçeli’nin startını verdiği ve Sayın Öcalan’ın, PKK’nin dahil olduğu yeni bir süreci başlatmak zorunda kaldı. Elbette onların amacı kendilerini kurtarmak; yoksa idam sehpasında olsalar ve kurtuluşları Kürtlerin haklarının tanınmasına bağlı olsa onlar Kürtler anasını görmesin diye o sehpaya tekmeyi kendileri atar. Zaten sürecin kendisine bile baksak bunu rahatlıkla görürüz. Süreçte samimi olan taraflar o sürecin ruhuna göre hareket eder, geçmiş hatalarını telafi için çabalar, onun ruhuna göre hareket eder. Sadece Roboski katliamı ve hükümetin bu katliam sürecine ve dosyasına yaklaşımına bile bakmamız neyle karşı karşıya olduğumuzu bize gösterir.

 

Biz bu ruh halini Osmanlı’nın bitiş süreci döneminde İttihatçılar ile halklar arasındaki ilişkide ve sonraki gelişmelerden biliyoruz, hatta İttihatçıların ikinci kuşağı olan Kemalistlerin Cumhuriyeti kurma sürecinde Kürtler ile ilişkilerindeki gelişmelerden de biliyoruz. O yüzden Kürtler çok temkinli hareket etmeli, yüzyıl önce yaşanan hatalara düşmemek için çok uyanık olmak zorundalar. Türk özel savaş aygıtı sıkıştığında bir şeyler yapacağı görüntüsü verip biraz durumunu düzelttiğinde, biraz yerini genişlettiğinde yeni bir soykırım süreci için planlar yapmaya başlar. Geçmiş deneyimler bize bunu çokça kanıtladı.

 

Bu süreçte hükümetin samimiyetini nasıl anlarız? Yakın zamanda gerçekleşen Roboski katliamının tüm sorumluları yargılanmalı, hak ettikleri cezaları alarak hapishaneye gönderilmeli ve Roboskililerden özür dilenmeli, maddi, manevi tüm haklarının tazmin edilmesi gerekir. Yani adaletin Roboski için tesis edilmesi gerekir. O zaman gerçekten Kürt halkı ile barışta bir nebze de olsa samimi olduklarını görebiliriz. Roboski Sri Lanka modelinin hayata geçirilmesi sürecinin startının verildiği ve korkunç bir sivil katliamdır, 19’u çocuk 34 Kürt köylüsü bilerek, istenilerek, planlanarak canice katledildi. Barış Roboski atlanarak asla olamaz, düşünün ki yüzyıllık Kürt inkarı ile yüzleşeceğim diyorsun ama Koçgiri, Zilan, Ağrı, Dersim soykırımlarını görmezden geliyorsun, bu olabilir mi? Oradan gerçekten bir yüzleşme ya da barış gelebilir mi? O yüzden “Roboski için adalet olursa barış olur”, “Roboski için adalet yoksa barış da yok” diyoruz. Bu attığımız bir slogan değil sürecin turnusoludur. Tek başına silahların susması barışı sağlamaz. Elbette o bir başlangıç olabilir ama onca yaşanan şey için yüzleşme sağlanmazsa, adalet duygusu gelişmezse hiçbir yere ulaşamayız. Bu arada hükümet cephesinden hiç bir şey olmasa PKK’yi tasfiye ettik, onu fesh ettirdik diye yorumlar görüyorum, kimse PKK kendini fesh etti diye de sevinmesin, tüm bu sorunlar devam ettiği sürece, samimi bir yüzleşme süreci olmadığı sürece bir PKK kendini fesh eder belki ama bin tane PKK yeniden ortaya çıkar.

 

“Roboski İçin Vicdani Ret Ver”
Yazımı tamamlarken her sene yaptığımız bir çağrıya da buradan yenilemek istiyorum. Şimdi elbette Türk devletinin yürüttüğü bu savaşı, katliamı, Kürtlere dönük soykırım çabalarının bitirilebilmesinin, silahların susması, barışın sağlanması, akan kanın durdurulmasının tek yolu vicdani ret değil ama en etkili yollardan bir tanesidir. Savaşlar insan kaynağı olmadan yürütülemez, savaşı besleyen insan kaynağını kesmek savaşları durdurmak anlamına gelir. Düşünün ki Türkiye ve Kürdistan’da yaşayan Kürtler, Türkler, Araplar, Lazlar, Rumlar, Ermeniler ve diğer halklar bu alçakça savaşı, katliamı, soykırım politikalarını sürdüren Türk ordusuna katılmayı, silah kaldırmayı, savaşın parçası olmayı reddetseler ülkede nelerin değişebileceğini düşünebiliyor musunuz? Bu yüzden vicdani retin toplumumuzda kitleselleşmesi en temel ihtiyaçlarımızdan biridir. Savaş karşıtları, barış savunucuları, insan kanının dökülmesini istemeyen herkesin bu süreçte elini değil gövdesini bu yola koyması ve toplumumuzu bilinçlendirmek, savaşa olan desteklerini söndürmek için büyük çaba sarf etmesi en elzem görevlerimizden biridir. Kürt halkına yürütülen soykırımın durdurulması ve toplumsal barışımızın tekrardan inşa edilebilmesi için tarihi bir sorumluluk ile karşı karşıyayız. Unutmayın, soykırımlar yaşanırken susup, saklanıp, köşesine çekilenleri tarih asla affetmeyecek ve soykırımcılarla birlikte anacaktır.

 

Roboski katliamının 14. yıldönümü için yürüttüğümüz “Roboski İçin Vicdani Ret Ver” kampanyası vesilesiyle kamuoyuna bir kere daha çağrıda bulunuyoruz: Kürt halkına karşı bu alçakça soykırım savaşını yürüten, insanlık ve savaş suçu işleyen Türk Silahlı Kuvvetleri’ne katılmayın, ordunun silahını kaldırmayın, katliamlara ve soykırımlara ortak olmayın. Vicdani retlerinizi açıklayarak savaşın, kanın, katliamın, gözyaşının değil; barışın, kardeşliğin, huzurun tarafında olun.