Pankıbrıslı Özgürlük Hareketi, Kıbrıs’ın tüm toplumlarından, Kıbrıslı Rum, Kıbrıslı Türk, Ermeni, Maronit ve Latin vatandaşların “işgale ve Türkiye’nin süregelen savaş suçlarını meşrulaştıran ve içeren herhangi bir çözüm”e karşı duran ilk örgütlü girişimidir.
Hareket, Türk işgalinden kurtulma ve barış ile güvenlik koşullarını sağlama vizyonuyla Kıbrıs’ın her yerinden demokratik vatandaşları bir araya getirmeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda ana hedefleri şunlardır:
– Türkiye’nin Kıbrıs’ta devam eden etnik temizlik, sömürgeleştirme, işgal altındaki topraklarda çalınan mülklerin gaspı ve çevre ile kültürel mirasın geri dönülemez şekilde tahrip edilmesi gibi suçları vurgulamak ve karşısında durmak.
– Kıbrıs Cumhuriyeti’nin savunulması ve ülkeyi iki bölgeye ayıran ve istila ile işgalin oldubittilerini hükümlerine dahil eden “çözüm planları” yoluyla Cumhuriyet’in feshedilmesinin önlenmesi.
– Halkımızın birliğini destekleyen ortak eylemler yoluyla Kıbrıs’ın tüm yasal sakinlerinin işbirliği.
– “Makyajlanmış” bir statüko yoluyla uzlaşmayı teşvik eden siyasi elitler ve gruplara karşı direniş.
Bildiride ayrıca, “Kıbrıs’ta apartheid rejimi kurmaya çalışanlara karşı duruyoruz. Kurtuluş için üniter, işgal karşıtı bir cepheyi yükseltiyoruz” denildi.
SAVAŞ SUÇLARI YASALLAŞTIRILAMAZ, ANCAK YARGILANIR!
Pankıbrıslı Özgürlük Hareketi’nin Lokmacı barikatında gerçekleştirdiği eylemde Türkçe, Rumca ve İngilizce olarak okunan metinde “Savaş suçları yasallaştırılamaz, ancak yargılanır” dedildi.
Yapılan basın açıklaması şu şekilde:
Bugün burada tüm etnik kökenlerden Kıbrıslıların oluşturduğu Pankıbrıslı Özgürlük Hareketi olarak bulunuyoruz.
Kıbrıslı Rumlardan, Türklerden, Ermenilerden, Maronitlerden ve Latinlerden oluşan Pankıbrıslı Özgürlük Hareketi, Türkiye’nin Kıbrıs işgaline ve sistematik olarak devam eden savaş suçlarına karşı kurulmuş bir kurtuluş hareketidir.
Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarındaki işgali yarım asrı tamamladı.
Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarının %37’sini işgal eden ve 3 Kıbrıslıdan 1’ini zorla yerinden eden Türkiye 51 senedir Cenevre Konvansiyonu ve Roma Statüsü hilafında sistematik olarak iki savaş suçu işlemektedir:
-Kıbrıslıları zorla yerinden etti ve yerine Türkiye’den yasadışı yerleşimci nüfus taşıdı.
-Zorla yerinden ettiği Kıbrıslıların topraklarını ve evlerini Türkiye’den taşıdığı yasadışı yerleşimcilere dağıtarak kolonileştirdi.
Türkiye Kıbrıs’ta işgal ettiği topraklarda 51 senedir etnik temizliğe ve toprak hırsızlığına dayalı ırkçı bir apartheid rejim kurdu.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin işgal edilmiş %37 toprağının üzerinde apartheid temellerde kurumsallaşmış ırkçı bir yerleşimci kolonisi var. Önce Kıbrıslı Rumları, Ermenileri ve Maronitleri kovdular, sonra da Kıbrıslı Türklerin yarısı Türkiye’nin işgali altında yaşam alanlarının yok edilmesiyle yurt dışına göç etti.
Türkiye 51 senedir Kıbrıs’ın işgal bölgesinde Türk yerleşimcilerden ve Rumların gasp edilmiş mallarında oturan yabancılardan oluşan bir koloni yarattı.
Birleşmiş Milletler ise Türkiye’nin sistematik olarak işlediği bu savaş suçlarını sözde “çözüm planları” adı altında Kıbrıslılara dayattı. Türkiye’nin etnik temizlik ve nüfus transferi aracılığıyla dayattığı “iki bölgelilik” oldubittisi yarım asırdır “BM parametresi” kabul edilir.
Savaş suçlarını, kültürel soykırımın sonuçlarını ve etnik bölgelere dayalı ırkçı apartheidi Birleşmiş Milletler “iki bölgeli iki toplumlu federasyon” adı altında meşrulaştırdı.
BM’nin tutumundan güç alan Türkiye şimdi de, işgalin oldubittilerini “iki devletlilik” adı altında dayatmaktadır.
Birleşmiş Milletler ise bir kez daha Türkiye’nin dayatmalarına boyun eğerek “Kıbrıs müzakereleri”ni yeni kapıların açılması, mezarlık restorasyonu, mikroplastiklerin temizlenmesi, hava kirliliği ve tampon bölgeye güneş enerjisi tarlaları kurulması gibi başlıklara indirgedi.
51 senedir vatanımız işgal altındayken New York’ta “mikroplastiklerin temizlenmesi”nin “Kıbrıs müzakereleri”nde konuşulması işgalin oldubittilerinin bir adım ileri taşınmasıdır!
Pankıbrıslı Özgürük Hareketi olarak işgalin tüm oldubittilerinin ve Türkiye’nin savaş suçlarının “müzakere” adı altında meşrulaştırılmasını reddediyoruz.
Savaş suçları yasallaştırılamaz, ancak yargılanır!
İşgal karşıtı Kıbrıslı bir hareket olarak zorla yerinden edilmiş tüm Kıbrıslıların evine döndüğü, çoğulcu, tam bağımsız, gerçekten demokratik ve üniter bir Kıbrıs Cumhuriyeti için mücadele ediyoruz.

