Kimse Mutluluğunu Başkasının Mutsuzluğu Üzerine Kurmasın

Yannis Vasilis Yaylalı

Büyükbaba Konstantinos, Pontos Soykırımı ve mübadele döneminde doğduğu topraklarda bir çocuğunu kaybetti. Büyük uğraşlarla ailesiyle birlikte ata toprakları olan Yunanistan’a göç etti. Ancak aklı hep geride bıraktığı küçük oğlu Eleftherios’ta kaldı. Hem Yunanistan’da hem de daha sonra çalışmak için gittiği Almanya’da oğlu Eleftherios’u aradı. Son nefesini verirken bile onu anıyordu. Bu özlemle, daha sonra doğan çocuğuna kaybettiği oğlunun ismini verdi.

Bu satırları yazan kişi, Konstantinos’un Pontos’ta kaybettiği oğlunun torunu. Elbette biz Eleftherios’u Mehmet olarak biliyorduk. Dedem Mehmet’i hiç tanıyamadık. Babam çok küçükken dedem tetanozdan hayatını kaybetti. Onunla vakit geçirmiş olan herkes, dedemin altın gibi bir kalbi olduğunu söylüyordu. Dedemi Rum yetimhanesine vermek yerine bir Türk ailesinin yanına vermişlerdi. Bu yüzden dedem hiçbir zaman atalarını tanıyamadı. Kendisi gibi yetim olan babaannemle evlendirildi ve çok zor koşullar altında yaşadı. Parasızlık yüzünden cenazesi Bafra’ya getirilemedi. Tetanoz tedavisi için götürüldüğü Samsun’da kimsesizler mezarlığına defnedildi. Çok küçük yaşta yetim kalmıştı ve hayatı, yine bir yetim mezarlığında son buldu.

Rum olduğumuzu 90’lı yıllarda, Kürt halkına karşı yürütülen savaşa katıldığım dönemde öğrendim. Askerlerin ailemi tehdit etmesiyle gerçekler ortaya çıktı. Tüm bu yaşadıklarım sona erip Bafra’ya döndüğümde, uzun uğraşlar sonucu Yunanistan’daki ailemin geri kalanını buldum. Büyükbaba Konstantinos çoktan hayatını kaybetmişti. Oğlu Eleftherios da hayatta değildi, ama dedemin kardeşinin eşi Sofya hâlâ yaşıyordu. Sofya beni gördüğünde Eleftherios’a çok benzetmişti. Ondan hem büyükbaba Konstantinos’u hem de oğlu Eleftherios’u dinledim. Ne yazık ki Sofya’yı da koronavirüs döneminde kaybettik. Aileme çok geç kavuşmuştum, ama zaman denen şeye bedenlerimiz dayanamıyordu. Tüm acıları yaşamış bir kuşağı son döneminde buldum, fakat zaman hepsini erkenden elimizden aldı.

Şimdi de Xari’miz kanserle mücadele ediyor. Kuzenimden (kızından) aldığım habere göre, Xari kanseri yenecek gibi görünüyor. Aynı dönemde babam da kanserle boğuşuyordu. Ne yazık ki babam, Xari kadar şanslı değil. Tedavi göremeyecek bir aşamaya geldiği için eve, kardeşlerimin yanına getirildi. Aslında Eleftherios kardeşlerin çocukları olan babamla Xari’nin buluşmasını çok istiyordum, ama öyle görünüyor ki bunu başaramayacağız. Yüzyıllık bir dramın içinde, Pontos Soykırımı’nın enkazında dört bir yana savrulduk. Bizim payımıza insanlığın en büyük dramlarından biri düştü. Yüz yıl önce yaşananların üzerinden bugüne baktığımızda, insanlığın bir adım bile yol alamadığını; Kürt halkına, Alevilere ve geride kalan Hristiyan nüfusa yapılanlardan görmeye devam ediyoruz.

Xari’mize buradan bir kez daha geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Umarım tez zamanda sağlığına kavuşur ve aramıza döner. Ama içimde hep bir ukde kalacak. Bu büyük dramın çocuklarının, yani kuzenlerin, bir kez olsun birbirlerini görmelerini, sarılmalarını ve kaybettikleri zamanı telafi etmelerini çok istiyordum. Ancak babamın ömrü buna yetmeyecek gibi görünüyor. Soykırımın kıramadığı geride kalan akrabalarımızı da kanser kırıp yok etti ve etmeye devam ediyor. Aşağıdaki fotoğraf, Yunanistan’daki Eleftherios’a ait. Xari ile ben, Konstantinos dedenin, Eleftherios’un ve Sofya’nın mezarlarını ziyaret edip dualar etmiştik. Bu hayatta olmadı, ama artık tüm sevdiklerimiz diğer yaşamda bir araya gelecek.

Bu satırları yazan kişi, bu dramdan, bu kâbustan, bu soykırımdan çok geç haberdar oldu. Belki daha önce bilseydik bir şansımız olabilirdi. Kuzenleri bir araya getirip bu kadar kötülüğün ve dramın içinde ufacık bir mutluluk kaynağı yaratabilirdik. Ama mutlu olmamızı istemeyen öyle çok kesim var ki… Onların oluşturduğu bu korkunç mekanizmayı kırıp başımızı kaldırdığımızda ne kadar geç kaldığımızı gördük. En azından bu satırları okuyacak ve aynı şeyleri yaşayan insanlarımız belki de bizim paylaştıklarımızla bir son değil, bir başlangıç şansı bulabilir. Öyle bir dünya için mücadele etmeliyiz ki kimse mutluluğunu başkasının mutsuzluğu üzerine kurmasın ve böyle dramlar yaşanmasın.

………