19 Temmuz 2025
Aziz Şah
Emperyalizm Kıbrıs’ta normal bir devlet istemez. Merkezi ve güçlü bir devlet teşkilatlanması hiç istemez. Üzerinde her zaman otorite boşluğu olan bir kaos ister.
İşte bu yüzden yarım asırdır tarihte eşi benzeri olmayan bir soytarılığın esiridir Kıbrıslılar:
-Birleşmiş Milletler üyesi olan Kıbrıs Cumhuriyeti’ni yıkmak için müzakere yürütür.
-Bir devlet işgalci ve emperyalist güçlerle masaya oturup neden kendini feshetmeyi görüşür?
-Yugoslavya’yı, Libya’yı, Suriye’yi, Irak’ı bombalarla feshedip devletsizleştirdiler.
Kıbrıs Cumhuriyeti liderliği ise topraklarının %37’sini işgal eden Türkiye ile oturup Kıbrıs Cumhuriyeti’nin feshedilmesini görüşür.
-Kıbrıs Cumhuriyeti’nin feshedilmesi Kıbrıs’ın ve Kıbrıslıların sonudur!
***
1964’te Denktaş-Küçük liderliği Kıbrıs Cumhuriyeti’ni terk etti. O günden sonra yaşananlara “Kıbrıs sorunu” dendi.
Bu “Kıbrıs sorunu” 1968-1974 arasında Beyrut’ta başlayan toplumlararası görüşmelerde tam 51 sene önce üniter Kıbrıs Cumhuriyeti temelinde çözüldü.
Anlaşma imza olgunluğuna geldiğinde NATO’nun 15-20 Temmuz komplosu gerçekleşti…
İşte bu yüzden diyorum, emperyalizm Kıbrıs’ta normal bir devlet istemez.
***
1968-1974 arasında Denktaş-Klerides ve Yunan-Türk anayasacılar Michael Dekleris ile Orhan Aldıkaçtı arasında yapılan görüşmeler Denktaş’ın Makarios’un “13 Madde”sini kabul etmesi ile tamamlandı.
Bunun üzerine 15-20 Temmuz komplosu gerçekleşti.
1964’te Kıbrıs Türk liderliğinin Cumhuriyet’i terk etmesi ile başlayan “anayasal kriz” 1968-74 görüşmelerinde aşılır.
1974 Temmuz’unda NATO, işte bu yüzden delirir…
Deliren Kıbrıs değildir, deliren NATO’dur. Çünkü “Kıbrıs sorunu” oyuncağı elinden alınacaktı…
***
“Kıbrıs sorunu 1974’te başlamadı” diye bağıran çoktur…
İngiliz sömürge yönetiminde “Kıbrıs sorunu” 1950’lerde başkaydı, 1964’te Cumhuriyet idaresinde farklı bir şekil aldı, 1975’te ise Türkiye’nin işgali ile mutasyon geçirerek bambaşka bir öze büründü.
Diyalektiktir bu. Tarih düz çizgide ilerlemez.
Bugünkü “Kıbrıs sorunu” 1950’deki ya da 1964’teki sorun değildir.
Bugünkü “Kıbrıs sorunu” işgal ve yerleşimci sömürgeciliği kanseridir.
İşgal ve kolonizasyondan kurtulursak, o zaman devletin teşkilatlanması ve anayasanın şekillenmesi “sorunumuz” olacak. Bugün böyle bir sorunumuz yoktur çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti devleti işgal edilerek ucubeleştirilmiştir.
***
Yarım asırdır BM müzakerelerinin konusu Türkiye’nin gasp ettiği toprakların ve iskân ettiği yasadışı yerleşimci nüfusun meşrulaştırılmasıdır.
1950’deki ve 1964’teki “Kıbrıs sorunu” bu değildi.
Ama 1975’ten itibaren “Kıbrıs sorunu” Birleşmiş Milletler için Türkiye’nin toprak ve nüfus üzerinde işlediği savaş suçlarının yasallaştırılmasıdır:
-% kaç işgal edilmiş toprak ve kaç yüz bin yerleşimci yasallaşacak?
50 sene bunu görüştüler: Savaş suçlarını yasallaştırmayı!
Türkiye’nin gasp ettiği topraklar ve toprağa ektiği yasadışı yerleşimci kolonizasyonları için en uygun çözüm formülü “iki bölgeli iki toplumlu federasyon”du. İşte bu yüzden “federal çözüm”ün adı “BM parametresi” oldu.
Kıbrıs’ta işlediği bu savaş suçlarını bütün dünyaya kabul ettirdikten sonra Türkiye işgali yeni bir aşamaya geçirdi:
2021’de Cenevre toplantısında, kendisinin savaş suçlarını meşrulaştıran “BM parametreleri”ni çöpe atarak “Kıbrıs sorunu hallolunmuştur” dedi.
-İşgalin oldubittilerini tamamen kabul edene kadar görüşme yok!
BM, bu oldubittiyi de kabul etti: Bu “yeni oldubitti”yi meşrulaştırmak için Guterres temsilci olarak Maria Holguin’i atadı.
Holguin yarım asırdır “BM parametreleri”ne atıfta bulunmayan TEK DİPLOMAT’tır!
Geçen sene yazdığı mektupta,
-“Geçmişte beklentileri karşılamayan ve daha büyük anlaşmazlıklara ve hayal kırıklıklarına yol açan çözümlerden uzaklaşmak önemlidir. Şimdi, farklı düşünmemiz gerekiyor” dedi.
Son olarak New York zirvesinden önce şöyle dedi:
-“İki bölgeli iki toplumlu federasyon artık iki taraf için ortak bir referans noktası olmaktan çıktı”…
16-17 Temmuz 2025 New York toplantısında da ağza alınmayan tek şey “BM parametreleri” oldu.
Çünkü artık “Kıbrıs sorunu” BM için mezarlık restorasyonu, mikroplastikler, hava kirliliği, su kaynaklarının ortak yönetimi, yeni kapı açılması, tampon bölgeye güneş parkı, sosyal medya fenomenlerinden oluşan gençlik komitesi…
Holguin de kapılardan sorumlu olacakmış:
-Aç kapıyı bezirganbaşı!
***
BM aynen şunu yapıyor:
-Türkiye eski “BM parametreleri”ne uymuyorsa, işgalin sürdürülebilirliği için “yeni parametre” icat ediyor.
İki tane belediyenin halledeceği meseleleri “Kıbrıs sorunu” diye New York’ta görüşüyorlar…
Çünkü emperyalizm Kıbrıs’ta normal, merkezi ve güçlü bir devlet istemez.
***
1974 istilasının arkeolojik araştırmaları nasıl etkilendiğini anlatan “Kazmak” isimli belgesel bir film izledim…
Fransız arkeolog şöyle diyordu:
-“Biz birinci ve ikinci Dünya Savaşı’nı yaşadık ama dönecek bir evimiz vardı… Kıbrıslıların ise dönecek bir evi yok”…
“Kıbrıs sorunu” bugün Kıbrıslılar için evlerine dönebilmektir; işgalciler içinse gasp ettikleri evi zaptedebilmektir.

