Barış İçin Aktivite
Kendinizden başka kimse size barış getiremez

Eyşe Efendî: Apocu hareket sayesinde halk yeniden doğdu

PKK’nin kuruluşundan günümüze kadar devam eden sürecin hafızasını taşıyanlardan biri olan Eyşe Efendî, Apocu Hareket sayesinde yaşanan değişimi, “Önder Apo, PKK adıyla geldikten sonra, ölü bir bedenin canlanması gibi, halk yeniden doğdu” şeklinde anlattı.

14

Kürt siyasi mücadelesinin yakın tarihini şekillendiren önemli figürlerden biri olan Eyşe Efendî, hem siyasetçi hem de bir anne olarak hafızanın taşıyıcılığını üstlenen isimlerden biri. 27 Kasım, PKK’nin kuruluş yıldönümü olarak Kürt siyaseti açısından tarihsel bir kırılma noktası niteliğinde.

 

Bu vesileyle, ANF olarak Suriye Önder Abdullah Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi Komitesi üyesi Eyşe Efendî ile kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdik.

 

Röportaj boyunca Ayşe Efendî, 1970’lerin siyasal atmosferini, asimilasyon politikalarını, kadınların yükselen politik bilincini, PKK’nin kuruluşunda halkın rolünü ve geleceğe dair değerlendirmelerini bütün açıklığıyla paylaştı.

 

 

 

Eyşe Efendî, PKK’nin kuruluş yıldönümüne dair duygularını şu sözlerle ifade etti:

 

“PKK’nin, yani Apocu Hareket’in kuruluş yıldönümünü başta özgürlüğün mimarı Önder Apo olmak üzere tüm Kürt halkına kutluyoruz. Apocu Hareket’in başladığı dönem halk yok edilme süreci içindeydi. Özellikle Şam, Hama ve dağınık bölgelerde yaşayan Kürt halkı yavaş yavaş ölüme doğru sürükleniyordu. Çünkü geçtiğimiz yüzyılda Kürdistan’ı dört parçaya böldüler ve her bir parçayı da düşmana teslim ederek ‘bu halkı yok etmekte serbestsiniz’ dediler.

Bu nedenle her parçadaki Kürt halkı dil, kimlik, varlık ve düşünce bakımından asimilasyonla parçalandı. Göç edenler, yok edilenler, Arap kültürü içinde eriyenler ve dilini kaybedenler oldu. Halk hem siyasi hem manevi hem de iktisadi imkanlar açısından parçalanmıştı. Halk, güvenlik konusunda da kendini yönetemiyordu. Mevcut siyasi partiler sistem içinde erimişti.

Ancak Önder Apo, PKK adıyla geldikten sonra, 70’li yıllardan bu yana halk yeniden doğdu. Ölü bir bedenin canlanması gibi… Yine de halk, güvenlik kaygıları nedeniyle kendini, ‘Vejîn Hareketi’ (PKK’yi kastediyor) varlığını gösteremiyordu. Bir yandan devlet bir yandan aşiret ve bir yandan ajanlık baskısı yaşıyordu. Ancak halkın içinde gizli bir hakikat vardı: Halk, zihni ve ruhsal bir yenilenme istiyordu.

Mevcut partiler de sistem içinde eridiğinden dolayı halk için bir şey yapamıyorlardı. 50 yıldır direnen Apocu Hareket’i de halk oluşturdu. Hareket, iktisadi, manevi ve eğitim bakımından da halka bağlıydı.”

1970’LER SURİYE’SİNDE KÜRT TOPLUMU

Eyşe Efendî, o dönem Suriye’de uygulanan asimilasyon politikalarını ve halkın duruma ilişkin şunları getirdi:  “PKK ile birlikte tanınan Apocu Hareket, halk içinde de çok gizli tutuluyordu. Devlet sistemi halkı gizlice kontrol ediyor ve korkutuyordu. Belki büyük göç dalgaları yoktu, ancak daha çok asimilasyon politikası izleniyordu. Güvenlik konusunda Kürt halkı içinde büyük bir korku yaratılmıştı. Arap halkı da korkuyordu, ancak Kürt halkının yaşadığı korku daha büyüktü; çünkü Kürt halkının hiçbir şeyi yoktu. Arap toplumunun dili, okulları ve öğretmenleri vardı, ama bizim hiçbir şeyimiz yoktu. Sadece büyük bir korkumuz vardı. İşte buna karşı Apocu Hareket geldi.”

KADINLARIN GİZLİ ÖRGÜTLENMESİ VE İLK ÇALIŞMALAR

Eyşe Efendî, 1980’lerde kadınların yeraltı çalışmalarını, gizlilik koşullarını ve yaşadıkları toplumsal baskıyı da şöyle aktardı:

“Ben Apocu Hareketi 1980’lerde tanıdım. Kobane’de halk toplantıları yapıyorduk, haftalık veya aylık yardımlar topluyorduk. Devlet sistemi o dönemde egemen olduğu için çalışmalarımızın tümünü gizli yürütüyorduk. Kadınlar daha çok gizleniyordu. Hareketin araçları yoktu; bir nahiyeye gitmek için arkadaşlarımızın ve dostlarımızın araçlarını kullanıyorduk. Yardımlaşıyorduk.

Eşbaşkanlık sistemi henüz yoktu. Çalışmayı yürütenler daha çok kadındı. Başlarda daha çok yaşlılar vardı, ancak zamanla genç kadınlar da halkın içine rahatça girmeye başladı ve çalışma yürüttü. Bir yerde gerilla eylemi ya da etkinliği oluyordu, bir kayıt alınıyordu; biz de halk toplantılarında halkla birlikte bu kayıtları dinliyorduk. Bir beyan oluyordu, biz bu beyan üzerinden toplantılar yapıyorduk. Newroz için rozetler gelirdi, biz de bu rozetleri dağıtırdık.”

YOKLUKTAN VARLIK YARATTIK’

Eyşe Efendî, Kürt toplumunun ruhsal ve siyasal yenilenme sürecini şu sözlerle tarif etti:

“Konuşmalarımızın birçok yerinde ‘yokluktan varlık yarattık’ diyoruz; bu bir hakikattir. Yüzyıllardır içinde taşıdığın bir hakikat bir istek var. Bu, ruhunu ve bilincini yurtseverliğe, toprağa, Önder Apo’ya olan bağlılığa hazırlıyor. Önderliğin varlığı ve onu görmek de bağlılığını güçlendiriyor.

Binlerce kişi burada Önder Apo’yu gördü; 2-3 saat süren, eğitim niteliğinde görüşmeler oluyordu. Hââa ayakları üzerinde durabilen halk için diyebiliriz ki, bilincini, bağlılığını, yüzlerce yıllık umut ve hayallerini, kaybedilen tarihini, yazılan kara kaderini, insanların peşinden gittiği devrim ve isyan umudunu, ihanete karşı duruşunu ve ezilen yurtseverlik ruhunu hiçbir zaman unutmadı. İnsanlar bu tarihi okumuştu; Apocu yeniden doğuş devrimi bunun üzerinde ayakta durabildi.

Şehit Bêrîtan uçurumdan atladığında ihanet ile teslimiyeti kırdı ve içimizdeki ihaneti yok etti. Yapılan devrimlerden sonra bazıları kendilerini Rusya’ya, bazıları İran’a, bazıları Amerika’ya bağlıyordu. Ancak bizim bağlılığımız ister manevi ister iktisadi ister askeri olsun, halkımızlaydı. Belki Kürtlük tarihinde ilk kez, hafızamız ve inancımız, çocuklarımız, halkımız ve Önderliğimiz üzerindeydi.”

Amed Zindanı’nda, Newala Qeseba’da, Halepçe’de, Enfal’de, tüm isyanlarda ve dört parça Kürdistan’da yaşananların intikamı Kobane’de alındı. Ağır da olsa bu bir hakikattir. Önder Apo’nun eğitimde verdiği Kürtlük tarihi, kara kader ve halkların umudu öğreniliyor. Bu nedenle, hakikati unutturulan ve inançsız bırakılan herkes bu bilinçle yeniden doğdu.”

ÖNDERLİK İLE İLK KARŞILAŞMA

Eyşe Efendî, Önder Apo ile ilk karşılaştığı anı bütün duygusallığıyla şöyle dile getirdi:  “Bazen Arap kadınlar bize kızıyor, ‘Önder Apo gibi bir lideriniz vardı ve bize onu geç tanıttınız’ diye. Önderliği tam olarak hangi sene tanıdığımı hatırlamıyorum, ama miladi yılbaşında Seîd Yusif ve Elî Dico davet edildi; orada şarkılar seslendirmeleri için. Sırada bekliyordum, Önderlik geldi, sarıldım ona. Devam etti, ben de tekrar sıranın başka tarafına geçtim; yine bana geldiğinde ‘Seni az evvel gördüm’ dedi. İki kez sıraya girdiğimi hemen fark etti. Sarıldım ona.

Önderliği görmeden önce onu görebileceğimi ummuyordum; onu görmek için yeterince çalışma yürütmediğimi düşünüyordum. Ona çalışma yürütmediğimi söyleyemeyeceğimi düşündüğüm için hemen karşısına çıkmak istemiyordum. Ama onu gördüğünüzde üzerinizde bıraktığı etki bir yenilenme, verilen bir sözün yinelenmesi ve bir fikir ile felsefenin görülmesiydi. O dönem bunu bu şekilde ifade edemiyordum; ancak şimdi açıkça söyleyebilirim.

Önderlik bir peygamber gibidir. 27 yıl boyunca bir yere kapatıldı. Peygamberler de kendi istekleriyle bir mekana, bir yere kapanıp düşüncelerini nasıl büyüteceklerini düşünürlerdi. Ancak tabii Önderlik kendi isteğiyle kapanmadı; onu siyasi bir figür olarak esir aldılar. O, insanların özgürce yaşamasını ve bileşenlerin demokratik bir yaşam sürmesini istediği için esir alındı. Ben de zaten o gözle Önderliğe bakıyordum.”

ÖNDERLİĞİN MESAJI YENİ BİR NEWROZ OLDU’

Eyşe Efendî, uzun bir sessizlikten sonra gelen Önder Apo’nun mesajının halkta yarattığı etkiyi ise şöyle anlattı: “27 Şubat’ta Önderliğin mesajı geldi; öncesinde 3–4 yıl boyunca ondan hiçbir haber alınamamıştı. Halk artık paniklemişti, Önderliğin yaşamından endişe duyuyordu. Ancak 27 Şubat’ta halk, Önderliğin sesini duyduğunda kendini tutamadı; milyonlarca insan sokaklara çıktı ve Önderliğin mesajını karşıladı.

Konu sadece Kürt halkını ilgilendiren bir mesele değildi; tüm dünyayı ilgilendiriyordu. Sadece Lozan yüzyılı nedeniyle değil, tüm dünya ve Ortadoğu siyasi olarak kilitlenmiş durumdaydı. Her yerde savaş, kaos, yangın vardı; halklar ve bileşenler yok oluyordu. Kendini tanıyan halklar, özellikle Araplar içindeki bazı bileşenler -örneğin Suriye’de Aleviler ve Dürziler- Baas sistemi içinde eritilmiş, yok edilmişti.

Bunun üzerine Önderliğin mesajı yeni bir doğuş, yeni bir milat, yeni bir Newroz oldu. Newroz artık sadece 21 Mart değil; halkların Newroz’u diyebileceğimiz birçok günümüz var artık. Bu da Kürt halkının bir bahar günüydü.

Önder Apo’nun on yıl boyunca üzerinde çalıştığı manifesto ile yok edilmek istenen bilinç yeniden canlanıyor. Bu manifesto, insanların diri diri yakıldığı, soykırımdan geçirildiği tarihi bir kez daha hatırlatıyor. Erdoğan gibi çıkarı olmadıkça herhangi bir şeyi onaylamayanların bunda da bir planı vardır. Elbette Kürt halkının uğradığı katliamların hesabı da bunlardan sorulacaktır. Bu yüzden kolay kolay demokrasi ve insanlıktan söz edemiyorlar; çıkıp Önder Apo’nun projesini uyguladıklarını söyleyemiyorlar.”

‘BİR YÜZYIL DAHA SAVAŞSAK BİLE ÇÖZÜM MASADA OLUR’

Eyşe Efendî hem mevcut siyasi tabloyu hem de geleceğe dair düşüncelerini şu sözlerle özetledi:

“Önderlik, üzerinde yürüyebileceğin ve komünal bir toplum olarak inşa edebileceğin yeni bir şey yarattı. Kürt halkı da özünde komünal ve çok renkli bir toplumdur. Yenilenme de böyle bir toplum içinde gerçekleşiyor. Bugün söz edilen barışın ve ihtiyaç duyulan her şeyin karşılığı, Önder Apo’nun sunduğu yaklaşık 100 sayfalık manifestoda bulunuyor. Önderlik artık toplumun hata yapmaması, yanlış adımlar atmaması için bir manifesto sunuyor.

Barış dediğimiz zaman, 52 yıllık gerilla savaşında silahların bir kenara bırakılmasının yanı sıra bilinçte, siyasette, diplomaside, toplumsal alanda ve maneviyatta bir yenilenmeden söz ediyoruz. Manifesto bunların tümünü önümüze seriyor. Bir yüzyıl daha savaşsak bile, sonunda gelip masada siyasi bir çözüme kavuşabiliriz.”

‘YAŞAMAK DİRENMEK GİBİDİR’

Röportajı bitirirken Eyşe Efendî, 27 Kasım ve Cejna Berxwedana Netewî (Ulusal Direniş Bayramı) vesilesiyle şu mesajı verdi:  Kürt halkını ölümden kurtaran Önder Apo’nun, şehit ailelerimizin, yıllardır dağlarda direnenlerin ve Kürt halkının hareketi ile Önderlik etrafında toplanan herkesin Diriliş Bayramı’nı kutluyoruz. Bir kez daha ‘Yaşamak direnmektir’ diyoruz. Ancak bu, siyasi, diplomatik ve toplumsal bir yaşamdır. Savaşsız, dertsiz, yeni bir örgütlülük ve ruhla; Apocu ruh etrafında Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünü ve Kürt halkının özgürlüğünü sağlayacağımız bir yaşam süreceğiz.”

ANF