Sayın Abdullah Öcalan’dan tarihi çağrı
"Bu tartışmaların, Demokratik Modernite güçlerini, ulusal, bölgesel ve küresel düzeyde yeni bir teorik programa, yeni bir stratejik ve taktik aşamaya taşıyacağını iddialı ve hararetli bir biçimde dile getiriyor, iyimserliğimi ve hazırlık çalışmalarına hazır olduğumu ifade ediyorum."
Abdullah Öcalan’ın tarihi video çağrısı şöyle:
Değerli Yoldaşlar
Etik olarak, Komünal Yoldaşlık Hareketimizin sorunları, çözümleri, ulaşılan seviyeler ve somut durumu hakkında, tekrarlayıcı da olsa kapsamlı bir mektup aracılığıyla açıklayıcı ve yaratıcı yanıtlar sunmayı kendime görev sayıyorum.
1. 27 Şubat 2025’te açıklanan “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısını savunmaya devam ediyorum.
2. PKK’nın 12. Tasfiye Kongresi’ni toplayarak çağrıma doğru içerikle kapsamlı bir olumlu yanıt verdiniz. Yanıtınıza tarihi değer atfediyorum.
3. Ulaşılan seviye çok değerli ve tarihi açıdan önemlidir. Bu iletişimi kuran yoldaşların çabaları da aynı derecede değerli ve övgüye değerdir.
4. Bu sürecin sonunda, tarihsel bir dönüşüm olarak değerlendirilmesi gereken bir “Demokratik Toplum Manifestosu” hazırladım. Bu Manifesto, 50 yıllık “Kürdistan Devrimi Yolu” Manifestosu’nun yerini başarıyla alabilecek gerekli niteliklere sahiptir. Son Manifesto’nun yalnızca tarihsel Kürt toplumu için değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel toplum için de tarihsel ve toplumsal bir içerik taşıdığına inanıyorum. Manifestoların tarihsel geleneğini somutlaştıracağından hiç şüphem yok.
5. Tüm bu gelişmelerin İmralı’da yaptığım görüşmelerden kaynaklandığını açıkça belirtmeliyim. Bu görüşmelerin özgür irade temelinde yapılmasına büyük özen gösterilmiştir.
6. Ulaşılan seviye, uygulama için yeni adımlar gerektirir. İlerleme kaydetmek kaçınılmaz olarak bu seviyenin tarihsel niteliğini vurgulamaya ve anlamaya ve onun gerekliliklerine bağlı kalmaya bağlıdır.
a. Varlığın inkarına tepki olarak ortaya çıkan ve böylece ayrı bir devlet kurmayı amaçlayan PKK hareketi ve onun “Ulusal Kurtuluş Stratejisi” tasfiye edilmiştir. Varlığın tanınması; dolayısıyla temel amaca ulaşılmıştır. Bu anlamda artık zamanı geçmiştir. Gerisi aşırı tekrar ve çıkmaz olarak görülmüştür. Bu kapsamlı eleştiri ve özeleştirinin temelini oluşturacaktır.
b. Siyaset boşluk tanımaz; bu nedenle boşluk “Demokratik Toplum” programı, “Demokratik Politika” stratejisi ve “bütüncül hukuk” temel taktiğiyle doldurulmalıdır. Sözünü ettiğimiz şey, tarihsel öneme sahip belirleyici bir süreçtir.
c. Sürecin bir gereği olarak silahların gönüllü olarak geri çekilmesi ve TBMM’de yasal olarak yetkilendirilmiş bir komisyonun kapsamlı faaliyetlerinin sağlanması önemlidir. Mantıksız “önce sen, sonra ben” yaklaşımlarına düşmekten çekinerek, gerekli adım kaçınılmaz olarak atılmalıdır. Bu adımların boşa gitmeyeceğini biliyorum. Samimiyeti görüyorum ve güveniyorum.
d. Bu nedenle, daha pratik adımlar atarak atılımlar yapma çabaları vardır. Önerdiğim başlıca tezler şunlardır:
1) Pozitif bir entegrasyonist bakış açısı Hareketin kendi misyonunu üstlenmesini ve “Barış ve Demokratik Toplum” hedefine ulaşmasını sağlayacaktır. Yukarıda belirtilen argümanlar bizi şu sonuca götürüyor: PKK ulus-devletçi hedefinden vazgeçmiştir; temel hedefinden vazgeçmek askeri stratejisinden vazgeçmek anlamına gelir ve böylece dağılmasına yol açar. Bu tarihi nokta daha ileri bir düzeye taşınmayı bekliyor.
2) Silahların bırakılmasını kamuoyunun ve ilgili çevrelerin gözü önünde sağlamanızın sadece TBMM ve Komisyon nezdinde değil, kamuoyunu rahatlatacak ve sözümüzü yerine getirecek bir adım olacağını kabul etmelisiniz. Silahların bırakılması mekanizmasının kurulması süreci ileriye taşıyacaktır. Yapılan şey Silahlı Mücadele aşamasından Demokratik Siyaset ve Hukuk aşamasına gönüllü bir geçiştir. Bu bir kayıp değil, tarihi bir kazanım olarak değerlendirilmelidir. Silahların bırakılmasının detayları belirlenecek ve hızla hayata geçirilecektir.
3) Meclis çatısı altında bulunan DEM, üzerine düşen görevi yapacak ve sürecin başarısı için diğer partilerle birlikte çalışacaktır.
4) [12.] Kongre karar metinlerinizde vazgeçilmez bir hüküm olarak ileri sürdüğünüz “Özgürlük Durumum”a gelince, özgürlüğümü hiçbir zaman kişisel bir mesele olarak görmediğimi söylemeliyim. Felsefi olarak, bireyin özgürlüğü toplum [özgürlüğünden] soyutlanamaz. Bireyin özgürlüğü toplum özgürlüğünün bir ölçüsüdür; ve toplum özgürlüğü de bireyin özgürlüğünün bir ölçüsüdür. Eğilimin zorunlulukları gözetilecektir.
Ben silahlara değil, siyasetin ve toplumsal barışın gücüne inanıyorum ve bu ilkeyi uygulamaya koymanızı rica ediyorum.
Bölgedeki son gelişmeler, bu tarihi adımın ne kadar önemli ve acil olduğunu açıkça ortaya koymuştur.
Süreçle ilgili her türlü eleştiri, öneri ve katkılarınızı almaktan mutluluk duyacağımı belirtmeliyim.
Bu tartışmaların, Demokratik Modernite güçlerini, ulusal, bölgesel ve küresel düzeyde yeni bir teorik programa, yeni bir stratejik ve taktik aşamaya taşıyacağını iddialı ve hararetli bir biçimde dile getiriyor, iyimserliğimi ve hazırlık çalışmalarına hazır olduğumu ifade ediyorum.
Bundan sonraki aşamalarda, bu son mektubun görüş ve önerileri doğrultusunda [12.] Kongre kararlarının uygulamaya geçirilmesi ve başarılı bir şekilde ilerlemesinin sağlanması yönünde girişimlerde bulunmanızı rica ediyorum.
Daimi Yoldaşça Saygılarımla
En içten dileklerimle
Abdullah Öcalan
19 Haziran 2025
ANF